
Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğini düzenleyen 6331 sayılı kanun kapsamında işverenlerin yerine getirmesi gereken temel yükümlülükler, idari para cezaları ve pratik uyum adımları hakkında kapsamlı bir rehber.
6331 Sayılı Kanun ve İşveren Yükümlülükleri: 2026 Yılında Tam Uyum Rehberi
Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğinin temel çatı kanunu olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar binlerce işyerini doğrudan etkileyen düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Bu kanun, işverenlerin çalışanlarını iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı koruma yükümlülüklerini kapsamlı bir şekilde tanımlamaktadır. 2026 yılı itibarıyla yeniden düzenlenen idari para cezaları ve artan denetim yoğunluğuyla birlikte, işverenlerin bu yükümlülükleri tam olarak bilmesi ve uygulaması hayati önem taşımaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre her yıl ortalama 2.000'in üzerinde işçi iş kazalarında hayatını kaybetmekte ve yüzbinlerce kaza bildirimi yapılmaktadır. Bu yazıda, 6331 sayılı kanun kapsamında işverenlerin bilmesi gereken yedi temel yükümlülüğü detaylı olarak inceleyeceğiz.
1. İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyoneli Görevlendirme Yükümlülüğü
6331 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca, işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere profesyonel destek almak zorundadır. Kanunun getirdiği bu yükümlülük, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre farklılık göstermektedir. 50'den fazla çalışanı bulunan ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde tam zamanlı iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi görevlendirilmesi zorunludur. 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az yarım zamanlı bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi gerekir.
Bu yükümlülük sadece personel istihdam etmekle sınırlı değildir. Görevlendirilen uzmanın yeterli donanıma sahip olması, ilgili sertifikalara sahip bulunması ve işyerinin faaliyet konusuna uygun alanda uzmanlığa sahip olması da aranmaktadır. Örneğin, inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir işyerinde A sınıfı iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi gerekirken, ofis ortamında çalışan bir şirkette C sınıfı yeterli olabilmektedir. OSGB (Ortak Sağlık Güvenlik Birimi) aracılığıyla hizmet alınması da bu yükümlülüğün karşılanmasında sık tercih edilen bir yoldur.
İşveren, görevlendirilen uzmanın işyerinde düzenli olarak bulunmasını, risk değerlendirmelerine katılmasını, eğitimler vermesini ve acil durum planlarının hazırlanmasına katkıda bulunmasını sağlamak zorundadır. Uzmanın raporları ve önerileri doğrultusunda gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda işveren idari para cezası ile karşı karşıya kalabilir. 2026 yılı itibarıyla bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işverenlere uygulanan idari para cezası miktarı önemli ölçüde artırılmıştır. Ayrıca, görevlendirilmeyen uzman nedeniyle meydana gelebilecek bir iş kazasında işverenin tazminat sorumluluğu da doğrudan artacaktır. Pratikte en sık karşılaşılan sorunlardan biri, sadece kağıt üzerinde uzman görevlendirilmesi ve uzmanın fiilen işyerinde bulunmamasıdır. Denetimlerde bu tür durumlar tespit edildiğinde hem idari para cezası uygulanmakta hem de eksikliklerin giderilmesi için süre verilmektedir.
2. Risk Değerlendirmesi Yapma Yükümlülüğü
6331 sayılı kanunun 10. maddesi, işverenlere işyerinde risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü getirmektedir. Risk değerlendirmesi, işyerinde var olabilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin hangi sıklıkla ve hangi sonuçlarla ortaya çıkabileceğinin değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin belirlenmesi sürecini kapsar. Bu süreç, iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve varsa çalışan temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmelidir.
Risk değerlendirmesi yalnızca bir kez yapılan bir işlem değildir. İşyerinde yapılan değişiklikler, yeni makine ve ekipmanların eklenmesi, çalışma yöntemlerinin değişmesi, yeni kimyasal maddelerin kullanıma alınması veya iş kazası ile meslek hastalığı meydana gelmesi durumunda risk değerlendirmesinin yeniden yapılması gerekir. Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde risk değerlendirmesi yılda en az bir kez yenilenmelidir.
Risk değerlendirme sürecinde şu adımlar izlenmelidir: Önce işyerinin tüm birimleri kapsamlı bir şekilde taranmalı ve potansiyel tehlikeler listelenmelidir. Fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik tehlikeler ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ardından her bir tehlike için olasılık ve ciddiyet derecelendirmesi yapılmalıdır. 5x5 matris yöntemi bu konuda en yaygın kullanılan araçlardan biridir. Son olarak, belirlenen risklerin kabul edilebilir seviyeye indirilmesi için kontrol tedbirleri planlanmalı ve uygulanmalıdır.
Risk değerlendirmesi sonucunda elde edilen belgeler işyerinde bulundurulmalı ve gerektiğinde denetim elemanlarına ibraz edilmelidir. Bu belgelerin eksik veya hatalı olması durumunda işveren ciddi idari para cezalarıyla karşılaşabilir. Pratikte en sık karşılaşılan sorunlardan biri, risk değerlendirmesinin formalite olarak yapılması ve saha gerçekliğini yansıtmamasıdır. uzaktan masa başında hazırlanan risk değerlendirme dokümanları denetimlerde sorun yaratabilmektedir. Risk değerlendirmesinin sahada görev yapan uzmanlar tarafından yapılması ve çalışanların da bu sürece dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.
3. Çalışanlara Eğitim Verme Yükümlülüğü
6331 sayılı kanunun 16. maddesi, işverenleri çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim verme yükümlülüğü altına almaktadır. Bu eğitim, işe başlamadan önce verilmeli ve sonrasında periyodik aralıklarla tekrarlanmalıdır. Eğitimler, çalışanların işyerinde karşılaştıkları tehlikeler, bu tehlikelerden korunma yolları, acil durum prosedürleri ve ilk yardım konularını kapsamalıdır.
Eğitim yükümlülüğünün en önemli boyutu, eğitimin etkinliğinin ölçülebilir olmasıdır. Basit bir imza toplama yaklaşımı yeterli değildir. Çalışanların eğitimi anlayıp anlamadıkları test edilmeli, uygulamalı eğitimler verilmeli ve eğitim sonrası performansları takip edilmelidir. Özellikle tehlikeli işlerde çalışan personel için verilen eğitimlerin daha kapsamlı ve sık tekrarlanması gerekmektedir.
İşveren, eğitimlerin kayıtlarını tutmak ve gerektiğinde denetim elemanlarına sunmak zorundadır. İSG-Katip sistemine eğitim kayıtlarının girilmesi de bu yükümlülüğün bir parçasıdır. Eğitim kayıtlarında eğitimin türü, tarihi, süresi, eğitmen bilgisi ve katılan çalışanların listesi bulunmalıdır. Eksik veya düzensiz eğitim kayıtları, denetimlerde sıklıkla ceza nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle 2026 yılı itibarıyla, uzaktan eğitim yöntemlerinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Ancak, uzaktan verilen eğitimlerin belirli konularda yeterli olmadığı ve saha uygulamalarının yüz yüze yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Yangın söndürme, ilk yardım, yüksekten çalışma ve kimyasal maddelerle çalışma gibi konulardaki eğitimlerin mutlaka uygulamalı olarak verilmesi gerekmektedir. Her çalışanın aldığı eğitimin türüne göre periyodik yenileme eğitimleri de belirlenmeli ve takip edilmelidir. İş başı eğitimleri, değişim eğitimleri ve special eğitimler olarak kategorize edilen bu programlar, işyerinin risk profiline uygun şekilde planlanmalıdır.
4. Sağlık Gözetimi Yükümlülüğü
6331 sayılı kanunun 15. maddesi, işverenlere çalışanların sağlık gözetimini sağlama yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülük, çalışanların işe girişlerinde, işin niteliğine göre periyodik aralıklarla ve işten ayrılmaları sırasında sağlık muayenelerinin yaptırılmasını kapsar. Sağlık gözetimi, iş yeri hekimi tarafından yürütülmeli ve gerekli tıbbi kayıtlar tutulmalıdır.
İşe giriş muayeneleri, çalışanların işe başlamadan önce sağlık durumlarının değerlendirilmesini ve işin niteliğine uygun olup olmadığının belirlenmesini amaçlar. Bazı işler için özel sağlık koşulları aranmaktadır. Örneğin, gece çalışmaları için göz muayenesi, yüksek yerlerde çalışma için denge testleri, kimyasal maddelerle çalışma için akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri gibi tetkikler istenebilmektedir. Mesleki Maruziyet Sınıflandırmasına göre işin niteliğine uygun sağlık muayenesi protokolü belirlenmelidir.
Periyodik sağlık muayeneleri, çalışılan tehlike sınıfına göre farklı aralıklarla yapılması gerekmektedir. Az tehlikeli işyerlerinde 5 yılda bir, tehlikeli işyerlerinde 3 yılda bir, çok tehlikeli işyerlerinde ise yılda en az bir kez sağlık muayenesi yaptırılması zorunludur. Ancak, işin niteliği gereği daha sık muayene gerektiren durumlar olabilmektedir.
Sağlık gözetimi sonucunda işyeri hekimi, çalışana uygun work Advice vermelidir. İşe uygun değildir raporu alan çalışanın, işe başlatılmaması veya work uygun work Advice verilmesi gerekmektedir. İşverenin bu uyarıları dikkate almaması durumunda, iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmesi halinde cezai sorumluluk doğabilmektedir. 2026 yılı itibarıyla, sağlık gözetimi yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere uygulanan idari para cezası miktarı önemli ölçüde artırılmıştır. Sağlık gözetimi kayıtları en az 15 yıl süreyle saklanmalıdır ve gerektiğinde denetim elemanlarına ibraz edilmelidir. İşyeri hekimi tarafından tutulan kayıtlar, çalışana ait gizli sağlık bilgilerini de içerebileceğinden, bu kayıtların güvenliği ve gizliliği konusunda da hassasiyet gösterilmelidir.
5. Acil Durum Planı ve Ekipmanları Hazırlama Yükümlülüğü
6331 sayılı kanunun 11. maddesi, işverenlere acil durum planları hazırlama ve gerekli ekipmanları bulundurma yükümlülüğü getirmektedir. Acil durum planı, işyerinde meydana gelebilecek yangın, patlama, zehirlenme, deprem, kimyasal sızıntı gibi acil durumlarda yapılacakları adım adım tanımlayan bir dokümandır. Bu plan, tüm çalışanların erişebileceği bir yerde bulundurulmalı ve gerektiğinde kolayca uygulanabilir olmalıdır.
Acil durum planının hazırlanmasında öncelikle işyerinde olası acil durum senaryoları belirlenmelidir. Her bir senaryo için tahliye yolları, toplanma alanları, sorumlu kişiler ve iletişim bilgileri tanımlanmalıdır. Plan, işyerinin fiziksel yapısına, çalışan sayısına ve faaliyet konusuna göre özelleştirilmelidir. Hazırlanan plan, periyodik olarak gözden geçirilmeli ve güncellenmelidir. Çalışan sayısında artış, işyeri yerleşiminde değişiklik veya yeni tehlikelerin ortaya çıkması durumunda plan derhal güncellenmelidir.
Acil durum ekipmanları da en az plan kadar önemlidir. Yangın söndürücüler, ilk yardım çantaları, acil çıkış levhaları, aydınlatma sistemleri, acil durum butonları ve megafon gibi ekipmanlar periyodik olarak kontrol edilmeli ve bakımları yapılmalıdır. Yangın söndürücülerin ayda bir kez görsel kontrolü, yılda bir kez bakım ve basınç kontrolü, beş yılda bir ise hidrostatik testi yaptırılması gerekmektedir. İlk yardım çantaları düzenli olarak kontrol edilmeli, eksilen malzemeler yenilenmeli ve çantaların konumu tüm çalışanlar tarafından bilinmelidir.
Tahliye tatbikatları da bu yükümlülüğün önemli bir parçasıdır. Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yılda en az iki kez, tehlikeli işyerlerinde ise yılda en az bir kez tahliye tatbikatı yapılması gerekmektedir. Tatbikatlar gerçekçi senaryolarla planlanmalı, tüm çalışanların katılımı sağlanmalı ve tatbikat sonunda değerlendirme raporu hazırlanmalıdır. Yapılan tatbikatların kayıtları İSG-Katip sistemine girilmeli ve denetimlere hazır bulundurulmalıdır. Yangın söndürme tatbikatları ise yılda en az bir kez yapılmalı ve çalışanların yangın söndürücü kullanma konusunda bilgi ve becerileri test edilmelidir.
6. Periyodik Kontroller ve Bakım Yükümlülüğü
6331 sayılı kanunun 12. maddesi, işverenlere çalışma ortamı ve ekipmanlarının periyodik olarak kontrol edilmesi yükümlülüğünü getirmektedir. Bu kontrol, işyerindeki makine ve ekipmanların güvenli bir şekilde çalıştırılabilirliğini, bina yapılarının güvenliğini ve çalışma ortamı koşullarının mevzuata uygunluğunu kapsamaktadır. Periyodik kontroller, yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılmalıdır.
Elektrik tesisatı periyodik kontrolleri, topraklama ölçümü, paratoner kontrolü, hidrofor ve yangın pompası bakımı, havalandırma sistemleri kontrolü, asansör bakımı ve vinc periyodik kontrolü gibi birçok farklı alan bu kapsamda değerlendirilmektedir. Her bir kontrolün kendine ait yasal süreleri ve standartları bulunmaktadır. Örneğin, elektrik tesisatı periyodik kontrolleri 3 yılda bir, paratoner ölçümleri ise yılda en az bir kez yaptırılmalıdır.
Çalışma ortamı ölçümleri de bu yükümlülüğün önemli bir parçasıdır. Gürültü ölçümü, aydınlatma şiddeti ölçümü, toz ve kimyasal madde maruziyet ölçümü, termal konfor değerlendirmesi gibi ölçümler periyodik olarak yapılmalıdır. Ölçüm sonuçları çalışanların sağlığını korumak için gerekli tedbirlerin alınmasında temel teşkil etmektedir. Ölçüm sonuçlarında limit değerlerin aşıldığı tespit edilirse, derhal tedbirler alınmalı ve ölçüm tekrarlanmalıdır.
Periyodik kontrol ve bakım kayıtları, işyerinde bulundurulmalı ve denetimlere hazır tutulmalıdır. Bakımı yapılmamış veya kontrolü aksatılmış ekipmanlar ciddi iş kazalarına yol açabilmektedir. Bu nedenle, bir bakım ve kontrol takvimi oluşturularak tüm süreçlerin sistematik bir şekilde yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. OSGB hizmeti alınan işyerlerinde bu takip genellikle uzmanlar tarafından yapılmaktadır.
7. İSG-Katip Kayıtları ve Bildirim Yükümlülükleri
6331 sayılı kanunun 14. maddesi kapsamında işverenler, iş kazaları ve meslek hastalıklarını Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmek zorundadır. İş kazası oluştuğu anda işveren, kazanın öğrenilmesinden itibaren 3 iş günü içinde ilgili mercilere bildirim yapmalıdır. Geç bildirim veya hiç bildirim yapmamak, işverenin hem idari para cezası almasına hem de tazminat sorumluluğunun artmasına neden olmaktadır.
İSG-Katip sistemi, SGK'nın İSG hizmetlerini elektronik ortamda takip ettiği resmi platformdur. Bu sistemde işverenin yapması gereken birçok işlem bulunmaktadır. Uzman ve hekim atamalarının yapılması, sözleşme yükleme işlemleri, eğitim kayıtlarının girilmesi, risk değerlendirme dokümanlarının sisteme aktarılması, periyodik kontrol takibi ve acil durum tatbikat kayıtlarının sisteme işlenmesi bu işlemlerden bazılarıdır.
İSG-Katip'te yapılan hatalar ve eksik kayıtlar, denetimlerde önemli sorunlara yol açabilmektedir. Sözleşme sürelerinin takip edilmemesi, uzman atamasının yapılmaması veya yanlış yapılması, eğitim kayıtlarının süre içinde yüklenmemesi en sık karşılaşılan hatalar arasında yer almaktadır. Bu hataların önüne geçmek için sistemli bir takip mekanizması kurulması önerilmektedir. 2026 yılı itibarıyla İSG-Katip sisteminde yapılan güncellemelerle birlikte bazı süreçler kolaylaştırılmış olsa da, işverenin sorumlulukları aynı şekilde devam etmektedir.
İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinin yanı sıra, mesleki maruziyet kayıtları da İSG-Katip sistemine girilmelidir. Çalışanların maruz kaldıkları tehlikelerin kaydedilmesi, gelecekte oluşabilecek meslek hastalıklarının takibi açısından büyük önem taşımaktadır. Tüm bu yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi, işverenin yasal güvencesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda çalışanların sağlığını ve güvenliğini de korumaktadır.
2026 Yılında İdari Para Cezaları
6331 sayılı kanun kapsamında belirlenen idari para cezaları, her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmektedir. 2026 yılı itibarıyla uygulanan ceza miktarları, geçmiş yıllara göre önemli ölçüde artırılmıştır. İSG profesyoneli görevlendirmeyen işverenlere, risk değerlendirmesi yapmayan işverenlere, eğitim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere, sağlık gözetimi sağlamayan işverenlere, acil durum planı hazırlamayan işverenlere, periyodik kontrolleri yaptırmayan işverenlere ve İSG-Katip kayıtlarını tutmayan işverenlere ayrı ayrı idari para cezası uygulanmaktadır.
Ceza miktarlarının yanı sıra, iş kazası sonucunda işverenin tazminat sorumluluğu da bulunmaktadır. Kusurlu olan işveren, çalışana ve ailesine tazminat ödemekle yükümlüdür. Ayrıca, kasten veya bilerek ihmal edilen İSG yükümlülükleri, işverenin cezai sorumluluğunu da doğurabilmektedir. Bu nedenle, 6331 sayılı kanunun gereklerini yerine getirmek sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda işverenin kendi menfaati gereğidir.
Pratik Uyum Adımları
İşverenlerin 6331 sayılı kanuna uyum sağlamak için atabileceği pratik adımlar şunlardır: İlk olarak, bir İSG haritası çıkararak mevcut durumunuzu değerlendirin. Hangi yükümlülükleri yerine getirdiğinizi ve hangilerinde eksiklik olduğunu tespit edin. İkinci olarak, bir OSGB ile anlaşarak İSG profesyoneli görevlendirmenizi hızlandırın. Üçüncü olarak, kapsamlı bir risk değerlendirmesi yaptırın ve sonuçlarını dokümante edin. Dördüncü olarak, eğitim programlarını planlayın ve İSG-Katip'e yükleyin. Beşinci olarak, acil durum planınızı gözden geçirin ve tatbikatlarınızı gerçekleştirin. Altıncı olarak, periyodik kontrol ve bakım takvimi oluşturun. Son olarak, tüm İSG-Katip yükümlülüklerinizi takip edin ve güncel tutun.
Bu adımların düzenli olarak takip edilmesi ve güncellenmesi, hem yasal uyumluluğunuzu sağlayacak hem de çalışanlarınızın güvenliğini koruyacaktır. İSG konusundaki yükümlülüklerinizi ertelemek, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Unutmayın, iş sağlığı ve güvenliği bir maliyet değil, bir yatırımdır ve işverenin sürdürülebilirliğinin temel taşlarından biridir.

